26 Eyl 2013

Bir Tekno Kara Film: Alien³ (1992)

Müge İbrikçi Baran

Yeni kara film gibi tekno kara film (tech-noir, future noir, science fiction noir) de kara filmin günümüze uyarlanmış halidir. Fakat tekno kara film, kara filmin tekniğine, öyküsel çizgisine ve toplumsal bakış açısına ek olarak bilimkurguyu da katar. Ama ortada ütopik değil, distopik bir hava vardır. Klasik kara film örneklerindeki gelecek korkusu tekno kara filmlerde gerçek olmuştur.

Tekno kara filmde kahraman hep bir arayış içerisindedir; Ya Bıçak Sırtı (Blade Runner, 1982)’nda olduğu gibi suçluları arar ya da Karanlık Şehir (Dark City, 1998)’de olduğu gibi kendini bulmaya çalışır. Bazen de fiziksel olarak ‘insandan daha insan’ olan robotlarla, kana susamış yaratıklarla veya ne olduğu belirsiz yabancılarla mücadele etmek zorunda kalır. Bunların hepsi kahramanın hem kendinin, hem de insanlığın var olmaya devam edebilmesini sağlamak içindir. On İki Maymun (Twelve Monkeys, 1995) filminde James Cole (Bruce Willis) ‘un da mücadelesi aynıdır. James insanlığı kurtarmak için geçmişe gönderilir. Bir dedektif gibi inceleme yapan James hem gelecek ve geçmişle, hem de insanlık ve kendisi için mücadele de bulunur. Ayrımcılığın bilim olduğu bir dünyayı hikâye edinen Gattaca’daki Vincent (Ethan Hawke) ise geçersiz (sağlıksız) bir insan olmasına rağmen bu önyargıyı kırmak istercesine, sahtekârlık yaparak kendi isteğiyle geçerli dünyanın içine geçersiz bedeniyle girer. Aslında geçerli dünyanın insanları da planlanmış olmalarına rağmen kusurludurlar. Irene Cassini (Uma Thurman) ‘n kalp sorunu vardır, Jerome Eugene Morrow (Jude Law) yürüyemiyordur. İnanç doğumuyla dünyaya gelen Vincent’ın ise hayalleri vardır. Bu hayalleriyle o ayrımcılık ve ruhsuzlukla donatılmış dünyadan sıyrılır.

David Fincer’ın yönetmenliğini üstlendiği Yaratık 3 (Alien3, 1992) filmi, Fincher’in ilk uzun metraj yönetmenliği…  Bu ilk filmde, yönetmenin bundan sonraki filmlerinde de nasıl filmler çekeceğinin sinyallerini veriyor. Alien 3 ne kadar çoğu kişi kadar sevilmese de, Alien ve Aliens filmleriyle bolca karşılaştırılarak yerden yere vurulsa da, Fincher’ın iyi bir iş çıkardığını düşünüyorum.  Aynı klasik kara filmlerde olduğu gibi aksiyondan çok senaryo ve diyaloglara önem verilmiş. Ayrıca hiç silahın bulunmadığı tam güvenlikli bir hapishanede, yaratığı insanın zekâsını kullanarak öldürmeye çalışması da ayrı bir detay… Bir de kadın erkek ilişkilerinde kadının konumuna da dikkat çekilmiş. Ripley’in yaşadığı zorlukları aslında günümüzde kadınların yaşadıkları sorunların bir temsili olarak görebiliriz.

Film Fury 161 C Tipi Cezaevi’nde geçmektedir. Teğmen Ellen Ripley bu cezaevinin bulunduğu gezegene bir yaratıkla beraber düşer. Hapishane gezegeninde hiçbir tip silaha izin verilmez. Ripley, katil, hırsız ve tecavüzcülerin oluşturduğu dini bir kültün hâkimiyetindeki bu mahkûm kolonisine, yaratığı öldürmesi için ihtiyacı vardır. Fakat bu mahkûmların küçük bir dünyası vardır. Bunun için Ripley’in evreni kurtarması zor olacaktır. Mahkûmlar yaratığın yaptıklarını görünce Ripley ile iş birliği yaparlar. Ripley sonradan içinde kraliçe yaratığı taşıdığını öğrendikten sonra ölüm içgüdüsünü yitirerek daha güçlü bir şekilde savaşır. Fakat bu savaşında bazen mahkûmlarla da savaşmak zorunda kalır. Çünkü mahkûmlar, kadını huzuru bozan, ruhsal birliği tehdit eden bir unsur olarak görürler. Ayrıca mahkûmların dine yönelmeleri, onları iyi birer insan -bazılarının haricinde- yapmamıştır. Onlar, kurtarıcı olanı Ripley olarak değil, hükümet olarak görürler. Fakat hükümet, yaratığı biyolojik silah olarak kullanmayı düşünmektedir, mahkûmları kurtarmak asıl amaçları değildir.

Ripley içindeki yaratığı öğrendikten sonra, onda bir değişim gerçekleşir. Sahip olduğu kadınlık dürtülerini yitirir. Sadece asker olan yanını ortaya çıkarır. Hükümet için çalışan ve bütün hayatını işine adamış biri olarak hükümetin kötü niyetini farkedince Tanrı’ya olan inancını da kaybeder. Evren için kendini feda edebilecek olan Ripley önce mahkûmları kurtarmaya çalışır. Sonra yaratığa ve hükümete karşı koyar.

Alien³ filminde klostrofobik bir atmosfer vardır. Kapana kısılmışlık, bütün karakterlere hâkim olmuş bir ruh halidir. Filmin sonunda yaratık ve içindeki kraliçe yaratık ile beraber Ripley ölür. Film boyunca gezegende hiç doğmayan güneş, filmin sonunda doğar.




Alien³ (1992) Fragman

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder